- you can press anywhere on the blank space to close -
25.5.09
Polly
Hiç unutmam ben okuldayken en sevdiğim kot pantolonum nöbetçi masasının üzerindeki çivinin azizliğine uğramıştı .yırtık kot modası da yok üstelik daha ,talihsizliğe bakın.buysa talihsizlikler zincirinin sadece ilk halkasıydı .yıllar sonra annem hep benimle gurur duydu ;kızımın talihsizlikler zinciri kurdu diye ,neyse. o zamanlar los angeles’da okuyorum ben , ondan siviliz yani yanlış anlaşılmasın.en sevdiğim ders mata gireceğim ,en sevmediğim hoca anlatıcak dersi .. buradan hocaların dersler üzerindeki etkisinin 0 olduğunu anlamış bulunmadıysanız hala ,otur 0.hocamız kızıl,kıvırcık ve bıyıklıydı.bıyıklarıyla kıvırcıktı. şımarık bir kızı vardı hiç sevmezdim, bir tane daha hocamız vardı adı Robin williams .kızı vardı o da şımarık ,kızıl ve komikti onu severdim.bir keresinde ben en önde kapı tarafında oturuyorum,kız da ortadaki en ön sırada oturuyor .kafasını bu çanta koyduğumuz yere yan olarak koymuş bana bakıyor..sonra da kızı hıçkırık tuttu , hıçkırdıkça kafasını vuruyor, hıçkırdıkça kafasını vuruyor , hmm nasıl diyorsunuz ;sürekli vuruyor , exit,start diyorum anlamıyor .
sonra noldu dersiniz , konuşan ben oldum, hocadan fırçayı yedim.gardiyanlar beni götürürken ; ama kızınız , ama kızı ,dediğimi hatırlıyorum en son..içerdeyken hep ‘’nerede kaldı o eski öğretmen çocukları’’muhabbetleri yapıyordum .bir gün kafamda bir lamba yandı ,çizgi film izliyordum ,lisa en sevdiğimdi .planımı uygulamak için gerekli malzemeler mevcuttu ; iki adet kavanoz, biraz zeytin ,biraz hamam böceği ve rita hayworth posteri. bahçeye çıkıp çorabıma sıkıştırdığım kavanozu çıkarıp biraz hamam böceği topladım,sonra içeri girip diğer kavanoza siyah zeytinleri doldurdum. Masaya oturduğumda ‘’ bendebiröğretmenkızıydım, babambazenbeniokulagötürdüğündeokuldabirpopyıldızıgibikarşılanmamarağmenbirTürkan Şoraykadarürkekvemütevazıidim.bütünkantinteklifleriniyanağımkızararakreddederdim.kantin içinsoyunmazdımama,’’lardan başka bişi geçmiyordu kafamdan . başımı kaldırdığımda herkesin başımda toplandığını gördüğüm de ,show must go on kavanozların ikisini de açtım , böcekler kavanozdan çıkıp gitmeye başladılar , haha önce gidenleri yiyelim ahbap haha diyip bir tanesini ağzıma atıverdim..koğuş ağası biz bu fıkrayı biliyoruz salak! Dedi.bense yuttuğum hamam böceğiyle kalmıştım.posteri duvara astığımda da biz bu filmi biliyoruz salak la karşılaşmamak için onu da çöpe attım..çıktığımda kapıda yeğenim beni karşıladı, bana bir soru yöneltmesiyle birden irkildim..teyze tüp ne demek? Dedi..inanamadım ilk bi ,tüp bebek olmasın yavrum o dedim ,kaşlarını çatarak soruma soruyla karşılık verme dedi..içimden ;tabii ya çocuk nereden bilecek diyip gülüştüm ve ona bir tüp gösterdim.çok duygulandık.aramızda ufak bir tüpe veda partisi düzenledik..günler günleri kovalarken mutlu sona yaklaştığımızı hissettiğimizden olsa gerek garip bir şekilde mutluyduk.bir sabah telefonumun çalmasıyla irkildim yine, ne de olsa yıllar sonra ilk defa telefon sesi duymuştum ,yeğenimden izin alarak telefonu açtım .alo dedim hep alo derdim.telefondaki; fıkralarla Türkiye programının yapımcısıydı , benimle çalışmak istediklerini söylediler.